Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Soma Katliam Davasının 7. Duruşması Görüldü PDF Yazdır e-Posta
haberler - Türkiye
Perşembe, 27 Ağustos 2015 16:25

Soma Katliam Davasının 7. Duruşması Görüldü
Şehit Ailelerini Kınık’tan Mahkemeye Taşımak Üzere Yola Çıkan Minibüs Kaza Yaptı
Çarşamba sabahı saat 08.45 civarında Akhisar’da meydana geldi. Aileleri taşıyan minibüs bir kamyonu solladığı esnada, kamyonun sol ön tekerleğinin patlaması sonucu minibüse çarptı. Olayda minibüsün sağ yan orta camı patladı. Camın patlaması sonucu bir kişinin eli kesildi. Bir kişide şoka girdi. Ambulansın gelmesi ile 2 kişi hastaneye götürüldü. Diğerleri mahkemeye yarım saat gecikmeli katıldılar. Eli kesilen kişinin eline 3 dikiş atıldı. Tedavilerinin ardından 2 saat sonra onlarda mahkemeye katıldılar.
Mahkeme saat 09.00’da başladı. Sanık Halil Sarı klasik ayak 3 vardiya amiri olduğunu, olay öncesi “U3 bölgesinde kendi hislerimle bir anormallik hissetmedim. Yıllık en az 1,5 milyon ton üretim yapılması gerektiğini mahkeme dosyasında öğrendim” dedi.
Sanık Saltuk Alpdemir, devlet kaçamağı diye bilinen eskiden yapılmış olan 340 bacasının yeri biliyordum ama kimse bana acil durumda buraya kaçın demedi” dedi.
Sanıklar, sanık avukatlarının sorularına; “insan taşıma bantları vardı ancak bazı yerlerde üretim bantlarında da insan taşına biliyordu. Mesai bitimine yarım saat kala hızları düşürülüyordu. Dinamit atışlarında tüm tedbirler alınarak iş durdurulurdu. Primlerimiz kömür az çıksa da çok çıksa da değişmezdi. Vardiya çıkışlarında yarım saat önceden iş bırakılır vardiyaya giren işçilerle ya yolda karşılaşılır ya da yukarıda karşılaşılır” şeklinde ortak cevaplar verdiler.  
Mehmet Avcı, üretim mühendisi olduğunu mesaisini yeraltında geçirdiğini ifade etti. Olay anında 340 bacasından 5 işçinin sağ kurtarıldığı ortaya çıktı. Orayı biliyor musunuz? Sizce diğer işçiler oradan neden çıkamamış? Sorularına; “orayı biliyorum. Ancak kapısı açıkmı kapalımı bilmem. Oraya varsalardı kapı kapalı olsa dahi kurtulurlardı. Fakat oraya yetişememişler dumanın içinde kalmışlar.
Bu cevabın üzerine avukatlar; sizce kullanılan maskelerin yetersiz olması nedeniyle yetişememiş olabilirler mi? Yani ferdi gaz maskeleri olsaydı sağ kurtulma imkânları var mıydı? Sorularına;  “bu soru yorum içeriyor cevap vermeyeceğim” dedi.
Mehmet Erez maden mühendisi olduğunu, vardiya amir yardımcısı olduğunu söyledi. Aynı zamanda ek olarak daimi nezaretçi olduğunu söyleyen Erez, “Ertan Ersoy ayrıca bu işi yapacaksın, hazırlık işlerinin daimi nezaretçisi olacaksın dedi. Notere gittim, imza atarak bu işi aldım. Hazırlık üretimden bağımsızdır. Benim bölgemde üretim yok. Sadece baca ve panoların sürülmesi işlerinde daimi nezaretçi olarak çalışıyorum” dedi.
Hakim ise, “sana ocağın emniyetinin verildiğinin farkında değil miydin? Sorusuna, “hayır sadece tahkimat vs.. işlerini denetlemekle sorumluydum. Ben bunu biliyorum, maden mühendisleri el kitapçığının daimi nezaretçi bölümünü okudum benim bölgemde üretim olmadığından sadece bu kadarından sorumluydum” cevabını verdi.
Avukat; “daimi nezaretçinin tüm madendeki işçi sağlığı ve güvenliğinden sorumlu olduğunu bilmediğini mi söylüyorsun? Sorusuna, “Ertan Ersoy böyle olacak dedi” cevabını vermesi üzerine Avukat, “maden mühendisleri kitapçığında Ertan Ersoy ne derse o olur mu yazıyordu” demesi üzerine salondakiler güldüler.
Öğleden sonra saat 14.00’da duruşma tekrar başladı.
Maden Mühendisi ve Başmüfettişlik Görevinin                                                                           Paketleme ve Ulaştırma Amirliğinden İbaret Olduğunu İleri Sürdü
TKİ(Türkiye Kömür İşletmeleri) ELİ(Ege Linyit İşletmeleri) başmüfettişi Adem Ormanoğlu; görevinin Soma, İmbat, Demir Export madenlerinde denetim yapmak olduğunu ifade ederek, işinin sadece çıkan kömürü denetlemek, tartmak, yıkandıktan sonra paketlenerek elektrik santraline ulaşmasını denetlemek olarak açıkladı.
Bu nedenle kendisine ocakta işçi sağlığı ve güvenliği ile tüm denetimlerin yapılmasıyla ilgili sorulara “benim görevim değil” diyerek yanıt verdi. Tüm bu denetimlerin MİGEM(Maden İşleri Genel Müdürlüğü) ve ÇSGB(Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı) müfettişlerinin işi olduğunu söyledi.
Avukatlar iş kanununun 2. maddesini hatırlatarak; “üst işveren alt işveren ilişkisini açıklar. Bu yasadan yola çıkarak bu ülkede kömür çıkartmakta üst işveren TKİ’dir. Sizde TKİ’nin başmüfettişisiniz. Sözleşme TKİ’yi ve sizi kurtarmaz, sorumlusunuz. TKİ işçi sağlığı ve güvenliği ile tüm denetlemeleri yapmakla hükümlü olur. Ne düşünüyorsunuz? Sorusuna sanık avukatları, ”müvekkilimiz TKİ müdürü değildir. Bu nedenle sorunun muhatabı değildir”  diyerek soruya itiraz ettiler. Hâkim itirazı kabul etti.
Daha sonra diğer müfettişler tek tek hâkim karşısına geçtiler. Ancak onlarda başmüfettiş gibi denetlemek, eksiklikleri kontrol etmek vb.. görev ve yetkilerinin olmadığını söylediler.  
Sanık avukatları, ısrarla 2 gündür uzun uzun aynı soruları sorarak Perşembe günü işçilerin dinlenmesini engellemeye çalışıyorlardı. Ancak müfettişlerin devlet görevlisi olması nedeniyle, soru sormayacaklarını belirttiler.
Aile avukatları ise; “başmüfettişe sorulan sorulara ekstra bir şey söyleyecek misiniz” sorusuna, sanıkların “hayır” cevabı vermeleri üzerine başkaca soru yöneltmediler. Böylece süreç hızlı ilerledi.
Duruşma saat 16.00’da, mahkeme heyetinin belirlediği katliamdan kurtulan işçilerin dinlenmesi üzerine Perşembe sabahına ertelendi.