Ana sayfa

Eylem takvimi

Birde şu haberi okuyun

Soma Katliam Davasının 6. Duruşması Görüldü PDF Yazdır e-Posta
haberler - Türkiye
Çarşamba, 26 Ağustos 2015 06:26

Soma Katliam Davasının 6. Duruşması Görüldü
Salı sabah saat 09.00’da devam edildi.
Sanık Serhat Dinç,“şuan Eynez ocağında hazırlık işlerinde çalışıyorum. Savcılıkda verdiğim beyanlar tutanağa yanlış geçmiş.Biz kurulu düzenin emniyetli bir şekilde çalışmasını denetleriz. Malzemenin yanmaz olup olmadığını bilemem” dedi. Dinç, her 500 ppm de ocak kapatsak üretim olmaz diyerek diğer sanıkların “illa 50 ppm olması gerekmez 30 ppm de de ocak kapatılırdı” beyanlarını çürütmüş oldu.
Sanık Serdar Günay, “C panosu tasmanlarda su sızıntısı vardı ama hava sızıntısı yoktu” dedi.
Gaz izleme personeli Sanık Halil Burhan,  TKİ gaz izleme yönergesinden haberinin olmadığını,  herhangi bir eğitim almadığını söyledi.
Sanık avukatları bugün de soruları tekrar tekrar sorarak süreci uzatmaya çalıştılar. Daha önceden çalışılarak katliamın sebepleri, eksiklikler neler bu konulardan oldukça uzak “ne iş yapardınız, kaç yıldır yapardınız, iş tanımınız, tehlike fark ettiniz mi vs…” gibi sorularla süreci uzatmaya çalışınca ailelerin avukatları mahkeme heyetine, “siz de bu olaya izin vermeyin. Biz burada oynanan bu tiyatroya alet olmayacağız” diyerek salonu terk ettiler.
Bir anne duruşma salonunda çocuğunu havaya kaldırarak "babasız bıraktığınız çocuğa bakın vicdansızlar" diyerek bağırdı.
Saat 13.00’da öğle arası verildi. Avukatlar ailelerle yaptıkları değerlendirmenin sonucunda içeriye girerek sorgu işlemlerine devam edeceklerini ancak hakime, sanık avukatlarının süreci uzatan tavırlarını kısıtlamasını isteyeceklerini kararlaştırdılar.
Öğle arasının ardından saat 14.30’da duruşma tekrar başladı.
Sanık Erdoğan Cinoğlu, 2010 yılından itibaren gaz izleme biriminde işçi olarak çalıştığını, değerlerde anormal bir durum olduğunda ilgili amirlere nedeninin araştırılması için haber verdiğini, iş durdurma yetkisinin olmadığını, herhangi bir eğitim almadığını söyleyerek, hala Eynez’de çalıştığını ifade etti.
Havalandırma mühendisi olan Fuat Ünal Aydın ise, 9 aydır bu işi yaptığını, bazen kapılarda sorun olunca, ya da kömür çıkartıldığında iş alanı genişlemesiyle havanın yetersiz olabildiğini, çalışan işçilerin bunu hemen hissedebildiğini ve kendisine iletilince bu sorunu hızlıca giderdiklerini söyledi.
Aydın, gündüz vardiyasında sabit çalıştığını, bu görevi Mehmet Efe’den aldığını, sorumlu olduğu kişinin de o olduğunu ifade etti. Havalandırma ekibi diye bir şeyin olmadığını söyleyerek “iki kişi isterdim verirlerdi” sözleriyle aslında plansızlığın, denetimsizliğin tek kural olduğu şirkette işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin olmadığının altını çizmiş oldu.
Aydın, avukatların, “yangın esnasında fanın ters çevrilmesi kararında payınız nedir? sorusuna, “ben vermedim, haberim yok” diyerek cevap verdi.
Acil plan ekibinin içinde yer aldığını bildiğini söyleyen Aydın, “301 işçinin kurtarılmasından siz sorumluydunuz. Olay günü bir toplantı yaparak değerlendirme yapıp öyle mi kurtarma çalışmalarına başladınız” Sorusunu; “hayır” diye yanıtladı.
Peki, bu size tebliğ edilmiş, imzanız var. Ne diyorsunuz? Sorusuna ise, “hatırlamıyorum” şeklinde cevap verdi.
Ailelerden biri, “o yok, bu yok 301 madenci hangi madende öldü” diye tepki gösterdi. Ailelerin sanık avukatlarının göstermelik sorularına sinirlenmesine karşı hâkim, “susun” diyerek salonu sakinleştirmeye çalıştı. “Unutmayın o avukatlar olmadan yargılanma yapılamaz, susmazsanız dışarı çıkartırım” sözlerine karşılık, bu defa da başka bir madenci yakını, “hepsi idamlık avukatlarıyla beraber asın bunları” diye yanıt verdi.
Maden Mühendisi olan Serkan Kocaman iş güvenliği vardiya mühendisi olduğunu, olayın yaşandığı tarihte patlatma mühendisi olduğunu ifade etti. Özel olarak bir eğitim almadığını söyledi. 2010 yılında Tahlisiye ekibi geldi, eğitim aldık tahlisiye ekibinin içinde yer alıyorum dedi.
Elektrik Mühendisi Ümit Şahin, avukatların; “bilirkişi raporlarında kabloların, şalter ve panoların uyun olmadığı söyleniyor. Siz bu eksiklikleri görmediniz mi? Üstlerinize rapor etmediniz mi” sorusuna; “hayır eksiklik yoktu. Yeterince trafo vardır hatta fazlası bile vardır. Son teknoloji trafolar kullanılıyor. Kapasite olarak 4/1 oranında yük altında çalışıyorlardı. Kablolar ise dayanıklıydı” diyerek cevap verdi.
Şahin sorgusunda ayrıca; “yangın çıkış sebebinin kablolar olamayacağını, elektrik enerjisi ile telefon hattının alakasının olmadığını, yedek enerji sistemlerinin olduğunu ve elektrik kesintisinden 1 dk sonra jeneratörün devreye girdiğini söyledi.
Şahin; Vardiya elektrik defterlerini elektrikçilerin tuttuğunu, kendisinin denetleyerek imzaladığını, Akın Çelik’e rapor verdiğini söyledi. Ancak avukatların defter nerede? Sorusuna; “bilemiyorum, fener hanede olması gerekiyor ancak yok, bilemiyorum” dedi.
Harun Yılmaz, hazırlık bacaları 3 vardiya sorumlusu olduğunu söyleyerek; tahlisiye ekibinde olmadığını, Ertan Ersoy’un amiri olduğunu, Ersoy’un hazırlık başmühendisi olduğunu kendisinin ise aynı zamanda onun yardımcısı olduğunu ifade etti.
Nazmi Can Nesimioğulları, mekanize ayakta üretim amiri olduğunu söyledi. Dayı başı prim mi alırdı? Sorusuna; “ben bilmem” dedi. Üretim artınca priminiz artar mıydı? Sorusuna ise; “ben düz maaş alırdım primim de vardı ancak üretime dayalı değildi” diye yanıt verdi. Vardiya değişimlerinin duruma göre bazen aşağıda bazen de yukarıda yapıldığını söyledi.
Yazılı bir üretim programı size verildi mi? Sorusunu ise; “hayır” diye yanıtladı.
Daimi nezaretçi olan maden mühendisi Hüseyin Alkan, “Aldığın sorumluluk ile ilgili yazılı bir emir aldın mı” Sorusunu; ”2008 yılında bir gün notere git dediler gittim ve o günden bu yana bu işi yaparım” diye yanıtladı. Herhangi bir eğitiminin olmadığını da ifade etti.
Bu konuda avukatlar tarafından eleştirilen Alkan; ”Maden Mühendisleri Odası deneyimsiz daimi nezaretçi aranıyor ilanı veriyor” dedi. Bunun üzerine hâkim ise; “ona bakarsan yargıtayın da bu uygulamaya itiraz kararları var sen bir de onu oku” şeklinde çıkışı gülme konusu oldu.
Alkan, sanık avukatlarının, “bizce ustabaşı, ancak bazılarının dayı başı diye nitelendirdiği kişiler var mıydı” sorusuna ise; “dayı başı yoktu ama taşeronlar vardı” cevabını vermesi sanık avukatlarını bozguna uğrattı. Daha sonra hakimin, “bunlar ne iş yapardı, size emir verirler miydi, çıkarılan kömüre göre mi maaş alırlardı” sorularına ise, “bilmiyorum” cevabını verdi.  
Alkan,sanık avukatlarının, insan bandında kömür taşınır mıydı? Sorusuna, “ikisi aynı bant zaten. Hızlı çalışınca kömür, vardiya çıkışına yaklaşınca devridüşürülür insan taşınır” cevabını verdi.
Alkan, sanık avukatlarının, Park Teknik şirketi size hayati riskler var diye uyarı yaptı mı? Sorusuna ise; “böyle soru olmaz” yanıtını verince tüm salonu güldürdü.  
Mahkeme akşam saat 19.30’da ertesi sabaha ertelendi. Hakim tutuksuz sanıkların yarın bitirileceğini ve 30 kadar katliamdan kurtulan işçinin dinlenmesinin ise Perşembe günü yapılacağını söyledi.